Yasim 10-11. Bir aile dostunu ziyarete gidiyoruz. Gittigimiz evde yasitim olan kimse yok. Ben bir kösede kivrilip can sikintisindan patlarken, gözüm birden kösede duran kitapliga ilisiyor...Mickey Mouse´in komik kitaplarini görüyorum. Cok da utangacim o zamanlar." Alabilirmiyim." diye soramiyorum da. Halbuki ne var bunda utanacak. Cocukluk iste...En sonunda ( galiba bir yarim saat sürdü) tüm cesaretimi toplayip kitabi aldim oradan...Okudum...O tarihten sonra hummali bir sekilde devamli okudum.Ama önüme ne gelirse.Bir parcacik gazete, bir afis, klasikler, Dostoyevski, masallar... Sinir diye birsey yoktu benim icin. Annem " gözlerin kör olacak yeter artik." derdi.
Yapi olarak duygularimi pek gösteremem kimseye....Ama okumak, sanki senin o anki duygularini yansitabiliyor. Seni samanyolunda gezdirip, Misir Piramitleri´nin dehlizlerinde kazi yaptiriyor, dinozorlarla birlikte yiyecek avina cikiyorsunuz vs. vs. vs....Yaradanimizin bizlere verdigi en güzel nimetleri önümüze seriyor, simdiye kadar kesfedilip göremediklerimizi okuyabiliyoruz.
Okuma aliskanliginin cocuklarimda da olmasi icin elimden ne geliyorsa yapmaya calisirken, 14 yasindaki kizim daha yeni yeni basladi.Lakin istedigim gibi degil...Gerci bilgisayar ve televizyon varken cok zorlaniyorum bu konuda ama ben yine de ugrasmaya devam edecegim.
Biliyorum, kitap okuma oraninin en az oldugu bir ülkenin halkiyiz, ama cocuklari olan arkadaslara sesleniyorum. Mümkün mertebe cocuklarimizi televizyondan kurtaralim. En azindan yatarken 1-2 sayfa okumalarini saglayalim. Onlara örnek olalim. Karsilarinda kitap okuyalim...Alistiralim...
|